Karşımda iki tane grotesk haber var:
bir ve
iki.
İlk habere şimdilik değinmeyeceğim--böyle bir gaddarlığı yorumlamak için söz bulamıyorum. Hadi o zaman Myspace ve LastFM'ın Türkiye'de kapatılmasını yorumlamaktan başlayayım bu yazıya.
İnternet yasasının çalışmadığını, amaçlarına uygun olmadığını ve o amaçlara ulaşılmasını (sağolasın) sağlayamadığını, dolayısıyla tamamen gereksiz bir baş belası olduğunu Erdoğan bile anladı (
bkz mesela). Peki neden bu, uygulaması hiçkimseyi memnun etmeyen yasa konusunda bir şey yapılmıyor? Çünkü Türkiye'de bir yasanın böylece yamuk işlemesi olağanüstü değil, normaldir. Ve malesef Türkiye’de “normal”in çeşitli anlamları olduğu pek dikkate alınmıyor: bu anlamlar karıştırılıyor ve bunun sonucu ortaya garip denklemler çıkıyor. Şöyle ki “olağan”, “normal” olduğu için, “olması gereken”e eşit oluyor. Asıl “olması gereken” ise, başka uygun bir değerin yokluğunda “inşallah”-a eşit kalıyor.
İnternet yasası böylece olağanüstü bir “başarı seviyesi” yakalayan tek kanun değil Türkiye’de. Bu tür yasalardan çok var bu ülkede ve onlarla nasıl başa çıkacağımızı öğrendiğimizi düşünüyoruz, yaratıcı ve esnek esasımızla gurur duyuyoruz. Mantık kolay: ülkece uygulanıyor, dolayısıyla değiştirilecek değil, idare edilecek bir şeydir böyle bir yasa. Aynen İstanbul'da trafik ya da Florida'da fırtına gibi, Türkiye’de yaşamaya tabi olan bir risktir ve onu idare edeceğiz. Türkiye’de düzenli bir şekilde görülen doğal afetler listesi: kuraklık, deprem, sel ve baş belası yasalar.
İşler böyle olunca İnternet'in sansürsüz ve insanın istediği gibi giyinme hakkı “olması gerekir” tabi, ve “inşallah” bir gün Türkiye, İnternet’i sansürlemesini gerekmeyeceği ve transeksüelleri (bile!) rahat yaşatabileceği derecede gelişmiş bir ülke olur. Şimdilik ise, Tayyip Bey giriyor Youtube-a, siz de girin, ey millet! Transseksüel arkadaşlarımızdan ise Türkiye’nin gelişme seviyesine karşı gerekli anlayışı sergilemelerini kibarca rica ediyoruz. Böyleyeken böyle--idare ediyoruz işte.