...


Cuma, Mayıs 22, 2009

Bir varmış bir yokmuş, Bakar'da bir sürü renkli kuş... (1)

Bugün antropoloji hocamızı Bakar'a götürdük. Bakar okulumuzun yakınlarında içkili bir mekan. Farklı bir yer, bilmeyene tavsiye ederim. Eski meyhane tarzında bir yer, ama en çok uğrayanlar öğrenciler oluyor. Etleri, patatesleri çok güzel ve tabi ki biraları var--tam sıcak bir ilkabahar gününde içilecek gibi soğuk biralar. Hep neşe dolu o yer. Hocamız bilmiyormuş, biz de "nasıl, bilmiyor muymuş? mutlaka götürüyormuşuz" demiştik, bugün işte o gündü.

Dediğim gibi, mekan güzel. Bunun üstünde hocamız ve kocası dünya tatlısı insanlar. Bunun da üstünde arkadaş grubumuzda delisiye sevdiğim insanlar, uzun bir zaman görüşmeyip çok özlediğim insanlar da vardı. Anlayacağınız, ortam şarap gibiydi (şarabın kendisi garip bir şekilde masada yoktu--biralarımıza sarıldık). Ortamın şaraplığının muhabete salması çok kısa bir süre tuttu. Çok geçmedi hocamız ve kocası nasıl tanıştıklarını hepimizin kahkahalarına anlatıyorlar, yandan da hikaye isteme/takip etme ustadı bir arkadaşımız "sonra ne oldu?", "ne söyledi?" gibi ünlemlerle, sevimli tepkileriyle ve hikayenin önemli noktalarını tekrarlamakla anlatımın alevlerini canlı tutuyor. Sonra başka muhabetlere de geçildi. Herkes çok eğlendi, ben de çok eğlendim.



Benim için çok değişik bir ortamdı bugünkü. Sanki parkta bir bankta otururken yanımı bir rengarenk kuş sürüsü sardı, sanki bankımın etrafında indiler ve benden teeddüt etmeyip oynaşmaya, itişmeye, neşeli neşeli ötüşmeye başladı, sanki hayal gücümü çok zorladığım zaman ben de onlardan biriydim--şöyle büyük, süzgün suratlı, tüyü seyrek, tozlu ve silik, yorgun gözüken ve olup bitenleri biraz yandan zevkle izleyen suskun bir kuş. Gerçekten de çok ötmedim bu akşam, ya da daha doğrusu pek ötmemeye dikkat gösterdim. İyi de yaptım, çünkü konuştuğum her kere kendimi, sesimi ve söylediklerimi kaba, hantal ve ağır buluyordum.

Çünkü malesef bu benim sürüm değil. Asla onlar gibi olamam: asla bu kadar zarif bir şekilde uçuşamam, asla bu kadar ahenkli ötemem, asla bu kadar serbestçe, bu kadar temiz bir neşeyle gülemem, asla sevinçlerinin bu sihirli dansına ayak uyduramam. Çok iyi biliyordum ki daha önce ya da daha sonra, günümü aydınlatan bu renkli arkadaşlarım havalanıp gökyüzüne bürünecekti, ben de peşine özlemle bakakalacaktım ve bu akşamı, yalnızca birkaç tane benzeri bulunduğu hatıralarımın sepetine saklayacaktım bir mücevher gibi. >>>

...

1 ones and twos:

T. dedi ki...

insan bi çagırır :P